Alaska: Anchorage’dan Denali’ye

29 Ara 2016
Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterPin on PinterestShare on Tumblr

Sizin için de öyle midir – kimi ülkeler ve bölgelerin coğrafi olarak nerede olduğunu bilsem de aklımda bir zaman onlara hayali bir yer atfetmiş olurum ve ne yaparsam yapıyım haritadaki o “hayali” konumlarını bir daha değiştiremem. Alaska da benim için o bölgelerden birisi idi – her ne kadar Kanada’nın da en kuzeyine denk gelse de, bir ABD eyaleti olmasından dolayı ben kafamdaki hayali haritada Alaska’yı hep Kanada ve ABD arası bir yere yerleştirmiştim ve hayali haritadaki yerini ancak gidip ne denli heryerden uzak ve vahşi bir doğa içerdiğini gördükten sonra değiştirebildim. Alaska’nın hayali haritamdaki yeri artık gerçek yeriyle örtüşüyor, çok çok uzakta çok kuzeylerde bir yerde…

Gidiş yolculuğunda puslu bir Alaska vardı

Sıklıkla yayımlanan Dünya’nın en güzel tren seyahatleri listelerinde kendisine çok denk gelmemiş olsam da, Alaska’nın güneyindeki en büyük şehirlerinden Anchorage’dan (300.000 nüfuslu!) Denali Ulusal Parkı’na gerçekleştirdiğim tren seyahati, benim kendi listemde en başta geliyor. Alaska hayatımda gördüğüm en vahşi, en etkileyici ve en yapayalnız doğaya sahip. Seyahatimde İsviçre doğasının hissettirdiği erişilebilir ve kısmen parçası olabilme hissinden farklı olarak biraz ürkmeyle karışık sonsuz bir saygı hissettim – oldukça ihtişamlı ve sizi bu nedenle kısmen de ezen bir doğa.

Denali’ye tren yolculuğu

Alaska için seyahat sezonu oldukça kısa (iklim koşullarının daha uygun olması nedeniyle 15 Haziran – 15 Ağustos arası en yoğun dönem), bu nedenle de seyahat planlarınızı önceden ayarlamanız öneriliyor. Ben o dönemde seyahat rotası olarak Seattle, ABD’de olduğum için, Seattle’dan yaklaşık 3.5 saatlik bir uçuşla doğrudan Anchorage’a uçtum. ABD’nin ve Kanada’nın birçok şehrinden de Anchorage’a doğrudan uçuşlar var. ABD veya Kanada üzerinden Alaska’ya tren ile seyahat malesef mümkün değil (olsa güzel olmaz mıydı?).

Kuzey Amerika’nın en yüksek dağı Denali’ye (diğer adıyla McKinley Dağı) trenden bakış

Çoğu kişi Alaska’nın büyük şehirlerinden birisine uçup, oradan tren ile veya araba kiralama yoluyla ulusal parklara seyahat ediyor. Alaska seyahati için araştırmalara ilk başladığımda pahalılık nedeniyle neredeyse vazgeçme aşamasına gelmiştim. 2-3 günlük bir seyahat dahi tren ile gidiş geliş ve iki gece konaklama ile minimum 1000 Dolar gibi bir rakama denk geliyordu. Sonradan farkettim ki, her ne kadar Alaska’nın resmi tren yolu işletmecisi Alaska Railroad olsa da, yaz sezonu ile sınırlı olarak, Alaska Railroad trenlerine özel şirketlerin de vagonlarını takmasına izin veriyor ve bu özel şirketlerin tren bileti ve konaklama ücretleri Alaska Railroad fiyatlarına göre çok daha uyguna geliyor. Bu müthiş (!) keşfim neticesinde 400 Dolarlık bir ücretle Princess turlarından birisiyle Anchorage-Denali gidiş geliş tren seyahati ve Denali’de iki gece konaklama ayarlayabildim. Şimdi websitesinde baktığımda fiyatlar daha pahalı gözükmekle birlikte, sezona kadar dönem dönem yayınlanan promosyonlardan birisine denk geldiğimi anımsıyorum.

Horseshoe Gölü Parkuru – Denali. Sivrisinek uyarısına rağmen yürüdüğüm, takibinde günlerce ısırıklarla uğraştığım ama bence değen kısa bir parkur

Alaska seyahatimin benim için en güzel yanı tepesi tamamen camlı olan bir vagonda tek yön yaklaşık yedi saat süren Anchorage – Denali arası tren seyahatiydi. Aşağıda açık vagonlar da olup, tren sizin manzarayı mümkün olduğunca özümsemenize olanak veren bir hızda ilerliyor – göller, ormanlar arasında muhteşem bir seyahat. Gidiş yolunda puslu bir hava dönüş yolunda ise tamamen güneşli bir havaya denk geldim.

Trenden Alaska

Denali’ye vardığımızda vagonlarında seyahat ettiğim Princess şirketinin geniş bir arazide konuşlanmış tesisinde konakladım. Ertesi günün öğleden sonrasını tesise yakın bir yerde trekking (yazın Alaska’da güneş gece 2 gibi battığı için gün hiç bitmiyor ve trekkinge akşam saat 6’da  başlamak mümkün) – büyük bir kısmını ise klasik amerikan okul otobüslerinden birisiyle Denali Parkı’nı gezerek geçirdim. Denali Parkı içerinde yaklaşık 140 km’lik bir araç yolu olup bu yolun yalnızca ilk 25 km’sinde özel araçlara izin var. 25 km sonrasında parkın sağladığı otobüsleri kullanmak zorundasınız. Otobüs iki kere mola veriyor – her molada eğer karşınıza ayı çıkarsa ne yapmanız gerektiği anlatıldığı için otobüsten inmek başlı başına bir maceraya dönüşüyor. O gün uzaktan da olsa bir boz ayı (grizzly bear) ailesi ve Alaska geyiği görebildik. Bu arada eğer izlemediyseniz yazlarını Alaska’nın kuzeyinde boz ayılarla geçiren Timothy Treadwell’in gerçek hikayesini anlatan Werner Herzog ürünü Grizzly Man belgesini kesinlikle öneririm – Alaska’nın kuzeyinden inanılmaz manzaralar eşliğinde hüzünlü ama olağanüstü bir hikaye.

Alaska geyiği

Benim o gün Denali’de bindiğim tur otobüsünde şöför aynı zamanda tur rehberi olarak da hizmet veriyordu. Rehberimizin anlatımları arasında en ilgimi çeken Alaska ve Kanada’da park idarelerinin vahşi doğayı korumak ve insanların bu alanları hem kendilerine zarar gelmeyecek hem de doğa korunacak şekilde ziyaret edebilmelerine olanak vermek için gösterdikleri müthiş çaba olmuştu. Öyle ki, Kanada’daki ulusal parklardan bir tanesinde park içerisindeki kurtların bir çadıra saldırdığı gözlenmiş. İlgili bölge önce insan ziyaretine kapatıldıktan sonra, yapılan çalışmalar neticesinde kurtların belirli bir bölgeye ilişkin alışkanlıklarının geçmesinin 7 yıl aldığı tespit edilmiş ve yedi yıl sonra bu spesifik bölge kontrollü olarak tekrar insan ziyaretine açılmış. 7 yıl yine de çok uzun diyebilirsiniz ama ben gösterilen özene ve ne olursa olsun yine de insan ziyaretine olanak verilebilmesi için gösterilen inceleme çabasına hayran kalmıştım. Her ne kadar seyahat olanakları ciddi ölçüde sınırlansa da, bir dahaki sefere Alaska’yı karlar altında da görmeyi çok isterim. Alaska seyahatimden ek fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.