• Yer: Avustralya - Yeni Zelanda
  • Seyahat Tarihi: 7 Mayis - 26 Mayis 2017
  • Gun: 17 Mayis 2017
  • #onbirincigun

Bugün rota Lonely Planet`in Sidney`deki Opera Binası Avustralya için neyse, Milford Sound da Yeni Zelanda için o şeklinde nitelediği ünlü fiyord Milford. Peki neden Milford Fiyordu değil de “sound’ dendiğini merak ediyorum. Fotoğraflarda aslında Norveç`de gördüğüm fiyordlara çok benziyor. Sevgili Wikipedia`nın dediğine göre “sound” lar nehirler tarafından oluşturulurken,”fiyord” lar buzulların itmesi neticesinde oluşuyormuş. Daha da ilginci ise Milford da aslında bir fiyordmuş ancak ismi yıllar önce yanlışlıkla “sound” olarak not edilmiş ve öyle kalmış! Sabah otelimin önünden küçük gruplara hizmet veriyor olmasını öne çıkaran Trimps & Tramps`den şoför ve rehberimiz Geoff beni alıyor. Küçük gruplar konusunda haklılar – turda ben de dahil sadece beş kişiyiz.

Milford Sound yolunda Mirror Lakes

Te Anau`dan Milford Sound`a mesafe 120 km. Öyle bir 120 km ki gözünüzü bir an için bile yolda ayıramıyorsunuz, sapsarı saman tarlaları arasında yolda peşinizi hiç bırakmayan kuşak şeklinde bir sis, dağlar ve uçsuz bucaksız hissettiren bir yol. Yol gerçekten de hiç bitmesin istiyorum. Yol çok güzel olmakla birlikte, Milford Sound yolunun bir kısmı maalesef yoğun çığ bölgesinden geçiyor. 1983 yılında çığı açmaya çalışan bir görevliyi o esnada düşen ikinci çığda kaybettikten sonra yola ilişkin önlemleri ciddi şekilde arttırmışlar ve 1983’deki bu talihsiz kaza bu yolda çığ nedeniyle yaşanan son hayat kaybı olmuş. Soğuk havalarda bir görevli dağa çıkıp, buz koşullarını kontrol ediyor. Eğer buz dağılmıyorsa, sorun yok. Dağılıyor ise yolu tamamıyla trafiğe kapıyorlar.

Milford şelalelerinden birisi

Yol boyunca bir çok farklı bölgede duruyoruz. On dakikalık kısacık bir yürüyüş de içeren Mirror Lakes bölgesi daracık bir alanda tepesindeki dağları tamamen yansıtan nehriyle en sevdiğim yer oluyor. Bugünkü küçük grubumuz ve rehberimizi çok seviyorum – Yeni Zelandalılar genelde konuşmayı ve sizle bölgeye ilişkin bilgilerini paylaşmayı çok seviyorlar,. Rehberimiz de bu ekole dahil. İnsanı hiç sıkmadan aktardığı bilgilerle tüm yolu daha ilginç kılıyor.

Milford Sound

Duraklamalarımızla birlikte yaklaşık üç saatlik bir yolculuk sonrası Milford Sound teknelerine geldiğimizde ise hemen Norveç aklıma geliyor. Lofoten fiyortları ve renklerine haliyle çok benziyor. Kocaman bir teknede yine bir avuç insanız – bu mevsimde seyahat etmenin sanırım en keyifli yani. Okyanusun içinden beliren tepeler arkı arkasına dizili – ve bir an için acaba sadece bir tane var, ben mi üç görüyorum diye bile düşünüyorum. Tekne suyun üzerinde yol aldığında, ilk anlarda biraz şımarıkça davranıp, evet güzel ama bence Norveç`dekiler daha güzel diye geçiriyorum içimden (Norveç`e söz kondurmamı benden hiç beklemeyin). Tekne yavaş yavaş Taşman Denizi ağzına yaklaştığında ise şımarıklığımı bırakıp gerçekten de heyecanlanıyorum. Peşimizdeki kuşlarla birlikte dalgalar üzerinde zıplıyoruz. Bu kış on gün boyunca Norveç`de rüzgarlarla boğuştuğum için bu tür rüzgara birazcık da olsa alışığım – teknenin içine girmeden dayanabiliyorum.

Milford Sound

Neredeyse on beş dakika bu şekilde ilerledikten sonra, fiyordun denizle birleştiği noktadan geri dönüyoruz, Dönüş yolunda Milford`u sağlı sollu kuşatan kimisi daimi kimisi ise geçici şelalelerin yakınından ilerliyoruz. Hatta kayalıklarda dinlenen fokları dahi görüyoruz! İki saatlik tekne gezisi bittiğinde Norveç`i halen çok seviyorum ama Milford Sound’ı görme şansım olduğu için de minnettarım, gerçekten de bu bölgelere gelebildiğim için de hayatta çok şeye minnettarım.

Keyif yapan foklar

Dönüşte duraklama olmaksızın 1 saat 45 dakikada Te Anau`ya varıyoruz. Ben de hemen geceyi geçireceğim Queenstown otobüsüne biniyorum. Yarın sabah rota Yeni Zelanda`daki son rotam Wanaka. Otobüs yolculukları için dahi heyecanlığınız bir ülke burası.