• Yer: Avustralya - Yeni Zelanda
  • Seyahat Tarihi: 7 - 26 Mayıs 2017
  • Gun: 19 Mayıs 2017
  • #onüçüncügün

Bugün için hava durumu kar gösteriyordu ama görünürde öyle bir durum yok. Sabah 7 gibi odamdan çıkıp kasabaya yürüyorum, yol o kadar güzel ki,  normalde 30 dakikalık bu yürüyüş benim için dura dura neredeyse bir saati buluyor. Göle bakan yolun kenarına dizilmiş kafelerden birisine kahvaltı için oturuyorum. Sabahın bu saatinde çok az kişiyiz – genelde işe giden Wanakalılar ve ben. Bu saatte de çok dinamik ve mutlular. Kafe sahibi gelen arkadaşlarına geçenlerde kafede bir turistin ne kadar kaba davrandığından ve enteresan sipariş verme şeklinden bahsediyor – toplu olarak bu kişi ayıplandıktan sonra herkes hayatına devam ediyor. Bu kafede en çok tercih edilen ürün sebzeli de tavuklu da olabilen kahvaltı buritosu. Bugün kahvaltı sonrası çalışmam lazım – havanın karlı olacağını da düşünüp planımı öyle yapmıştım. Kar olmasa da plana sadık kalıp, kahvaltı sonrası tekrar otelime yürüyorum ve öğleni de geçecek şekilde odadaki masaya kurulup çalışıyorum. Öğleden sonra hava yine güneşli ama rüzgarlı. Rüzgarın normalde ziyaretçi akınına uğrayan ünlü Wanaka ağacını yalnızlığa mahkum edeceği hayaliyle kasabaya geçmeden ağacın olduğu kumsala yürüyorum. Tahminimde haklıyım – ağacın etrafında sadece bir kişi var. Aslında Wanaka’da bu ağaçtan çok daha güzel ve enteresan ağaçlar ama gölün içinde olması nedeniyle en çok ilgiyi bu ağaç görüyor.

Ünlü Wanaka ağacı

Bugün bisikletsizim. Bisikletle olunca da o kadar çok durup etrafa bakmak istiyorum ki, çareyi doğrudan yürümekte buluyorum. Henüz hava kararmadan kasabada bu sefer Vietnam yemeği yiyorum – Yeni Zelanda’da Vietnam mutfağı çok yaygın ve Tayland mutfağı ile birlikte benim de en sevdiğim mutfaklardan. Sonrasında da kasabanın tek kitapçısına gidip Yeni Zelanda’lı yazarların kitaplarını tarıyorum. Yeni Zelanda edebiyatının en öne çıkan Booker ödüllü the Bone People’ı alıyorum. Bu seyahatte kendisine sıra gelmeyebilir ama dönüşte hem Yeni Zelandayı da biraz daha içimde yaşatabilmek için okuyacağım ilk kitaplardan olacak. Bu akşam çok erkenciyim. Havanın kararması ile eş zamanlı otelime dönüyorum. Biraz fotoğraf taraması, biraz bloga yazı, biraz da Netflix’e göz gezdirme neticesinde 9 olmadan saat uyuyorum.