• Yer: Avustralya - Yeni Zelanda
  • Seyahat Tarihi: 7 - 26 Mayıs 2017
  • Gun: 20 Mayıs 2017
  • #ondördüncügün

Bugün Wanaka ve Yeni Zelanda’da son günüm. Vize aşamasındaki onca sıkıntıdan sonra esasında Yeni Zelanda aşamasından çoktan vazgeçmiştim. Şimdi buraya geldikten sonra düşünüyorum da, iyi ki de son anda ümidi kestiğim vize çıkmış, tüm rotayı tekrar gözden geçirip, vize nedeniyle kalbimim kırık olduğu Yeni Zelanda’ya gelmişim. Seyahatler anlamında “en güzel ülke”, “en sevdiğim yer” gibi nitelemeleri yapmak çok zor – her seyahatin insanda bıraktığı izler farklı oluyor ve tek bir “en” seçmek çok kolay değil. Ben de çoğu zaman ülkeleri bende bıraktıkları hislerle niteliyorum. Mesela en sevdiğim İskandinav ülkesi olmasa da, İzlanda bende döndükten sonra sabah uyandığımda – “keşke keşke yine İzlanda’da uyanmış olsam” hissini yaratmıştı. Yeni Zelanda’nın bir çok diğer his yanında, bu hissi de yaratacağı konusunda şimdiden şüphe yok. O kadar ferah ve huzurlu bir ülke ki, benim gibi bir çok insanın boğuştuğu anksiyete sorununu bile yavaşlatıyor.

Wanaka’da akşam vakti

Wanaka’daki bu son günümde, önce harika evlerin olduğu göl kıyısında yürüyüş sonra da kasabanın diğer ucundaki bisiklet rotasını gerçekleştirmeyi planlıyorum. Evlerin güzelliğini size anlatamam. Evler ve yürüyüş rotasını birbirinden ayıracak şekilde çitler de yok hiç bir yerde. Ne Yeni Zelanda’da ne de Avustralya’da kendinizi kötü, zararlıymışsınız gibi hissettirecek bu nitelikte engeller yok. Bugün Cumartesi olduğu için Wanaka biraz daha kalabalık. Günübirlik tur otobüslerinden inen ziyaretçiler kafeleri doldurmuş durumda. Ben günün çoğunluğunu bisiklet üzerinde geçiriyorum. Akşam ise buradaki favori kafelerimden Big Fig’de yemek yiyorum. Sonrasında ise kasabadan DJ eşliğinde parti sesleri gelirken, göl kıyısında yıldızların fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. Yarın sabahtan valiz işlerimi tamamlarım, bu akşam valiz telaşına girmeye gerek yok.