• Yer: Koyasan, Japonya
  • Seyahat Tarihi: 10 Şubat - 15 Mart
  • Gun: 18 Şubat
  • #DOKUZUNCUGÜN

Tapınakta koridorları ısıtmıyorlar. Hava da eksi derecede olunca, gece banyo ziyareti nedeniyle odadan çıkmak başlı başına bir macera. Dün gece bir de klimamda benim Japonca bilmememden kaynaklı bir sıkıntı yaşanıyor, sabaha donmuş uyanıyorum. Saat 5 – dua saatine daha bir saat var. Vücudum biraz çözülünce hareket kabiliyetimi tekrar kazanıyorum. Rahiplerin seslerini duyuyorum, dua odasında hazırlıklar başlamış. Saat 6`ya 10 kala dua başlıyor. Bugün izleyici olarak ben ve bir Japon çift varız. Sonradan bana tapınaktaki günlük hayata ilişkin birçok bilgi aktaran ve iki yıl önce Tokyo`da işletme eğitimini bırakıp rahibe olmak için Koyasan`a yerleşen Chie de bize eşlik ediyor. Atmosfer gerçekten de çok etkileyici. Öyle olmakla birlikte, inancın ne olursa olsun çok kişisel ve insanin içinde bir olgu olduğunu düşündüğümden, sesli dualar ve ritüeller ile dışa vurumu bana diğer din ritüellerinde de olduğu gibi burda da daha ziyade uzaklık hissi geçiriyor.

Dua sonrası kahvaltı vakti. Akşam yemeklerimizi kendi odalarımızda yesek de, kahvaltılar aynı odada. Tabağımda kahvaltı için soğuk pilav ve tofuyla cebeleştiğimi gören Osakalı çift, kendi tabaklarındaki meyveleri bana ikram ediyorlar. Bu nazik jestin üzerimde yarattığı olumlu his tüm günüme yansıyor. Hava çok soğuk ama güneşli. Günün önemli bir kısmını Okunoin Mezarlığında geçiriyorum. Bir mezarlığın insana bu kadar huzur vermesi normal olmamalı. Neyse ki böyle hisseden çok kişi var.